#
Çatalhöyük

Eski yerleşim yerlerinin zamanla toprak altında kalarak üst üste bir tepe şekline gelmiş formuna höyük denmektedir. Konya’nın 52 km güneydoğusu, Hasan Dağı’nın 136, Çumra İlçesinin 11 km kuzeyinde, Konya Ovası’nda yer alan Çatalhöyük, Anadolu coğrafyası ve tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. James Mellaart tarafından 1958 yılında keşfedilen, 1961 yılında ilk kazıları başlayan bu yerleşmede kazı çalışmaları halen devam etmektedir.

Temel amacı, Çatalhöyük’te modern kazı tekniklerinin ve yeni bilimsel yöntemlerin kullanılarak kazı çalışmalarının yapılması ve yerleşmenin koruma altına alınması olan, Çatalhöyük, 2012 yılında UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi’ne dahil olmuştur.

Neolitik (Cilalı Taş) Çağ ve Kalkolitik (Bakır-Taş) Çağ yerleşim yerlerinden biri olan bu bölge, Doğu ve Batı olmak üzere iki höyükten meydana gelmektedir. Bu Neolitik bölge yerleşiminde 8 binden fazla insanın yaşadığı düşünülmektedir. Dünyanın en eski yerleşimlerinden biri sayılan Çatalhöyüklüler, ilk tarım yapan toplulukların içerisinde yer almaktadır.

Konya Ovası yarı kurak bir iklime sahiptir ve Neolitik Dönemde de bu iklim özelliklerinin benzer olduğu, bulunduğu alanda yapılan çalışmalar ise ova bitkilerinin oldukça çeşitli olduğunu göstermektedir.

Çatalhöyük’ün ilk toplumlarının avcı-toplayıcı oldukları bilinmekle birlikte, bir süre sonra incelenen kalıntı tabakalarından tarım yapmaya geçtikleri anlaşılmaktadır. Çatalhöyük’te tarım ve hayvancılık, toplumun ekonomisinin nasıl şekillendiğini göstermektedir. Bir devrim niteliğinde olan bu geçişle, arpa, buğday gibi bitkiler ile tarım yapılmaya başlanmış, depolanan ürün fazlalarının ticaret yapmak için kullanıldığı görülmüştür. Protein ihtiyacı için avcılık yapmaya da devam etmişlerdir. Avcılık ile uğraşıldığı sırada da sığır evcilleştirildiği belirlenmiştir. Ticaret alanında obsidyene önem vermişlerdir. Yine dokumacılık, çanak çömlekçilik ve yerleşik hayatın gerektirdiği zanaatların bu insanlar tarafından gerçekleştirilmesi, insanlık tarihinin en büyük adımlarından birinin atıldığını kanıtlamaktadır.

Bu yerleşim alanında yaşayanlar için kilin önemi son derece büyük olmakla birlikte, birçok şeyin hammaddesi olarak kullanılabilmesi kili çekici kılmaktadır. Örneğin; heykel, çanak çömlek, evlerin duvarlarına yapılan kabartmalar ya da duvar resimlerinde kilin işlenebilirliği ve erişim kolaylığı bölge insanının burayı tercih etme nedenlerinden biri olabilir.

Konut mimarisine ve yerleşime bakıldığında, yapıların dikdörtgensel planlı, kerpiçten, bitişik, içiçe ve kademeli inşa edildiği görülmekle birlikte, evlere giriş çatılardaki deliklerden sağlanmaktadır. Bu evler toplum için, dini, fiziki ve sosyal olarak son derece önemlidir. İç duvarlarda panolar, bezemeler ve kırmızının tonlarında boyalı motifler yer almaktadır. Geometrik motiflerin ve kilim desenlerinin yer aldığı bu yapılarda av ve dans sahneleri, kadını, erkeği ve aileyi simgeleyen anlatımların yer aldığı bilinmektedir. Ayrıca, betimlemeler arasında hayvan motiflerine de sıkça rastlanmaktadır. Akbaba, leopar, kuş, geyik gibi hayvanların resmedilmesi günümüz Anadolu kilim motifleri ile ilişkilendirilmektedir.

Çatalhöyük Neolitik yerleşiminde konut, yalnızca barınma, depolama gibi amaçların yanısıra kutsal mekan olarak da kullanılmıştır. Bir çok sembolik anlamı bulunan bu yapıların biçim olarak konutlardan farklı olmaması ve yapı içerisinde bulunan kült odalarının titizlikle bezenmesi, insanların inançlarına ne kadar önem gösterdiklerini kanıtlamaktadır. Tapınaklar içerisinde, duvar resimleri, kabartmalar ve heykeller diğer konutlardan farklı olarak bezenmiş, duvarlar, av ve bereket büyüsü betimlemeleri ile süslenmiştir.

Çatalhöyük’te yaşayan insanların, Neolitik dönemde bir inanç sistemine sahip oldukları ve dini inançları olduğu görülmektedir. Ölümden sonra yaşam olduğuna inanan Çatalhöyük toplumu, ölülerini evlerinin altına gömmüşler (gömerken yanlarına hediyeler bırakmışlar), insan kafataslarını kırmızı aşı boyası ile boyayarak dini ritüeller gerçekleştirmişlerdir.  Tapınaklardaki kült objeleri ve dini semboller, dönemin din anlayışı hakkında bilgi sağlamaktadır. Kabartmalarda, boğa, koç başı figürleri yer almaktadır. Ayrıca geometrik motiflerin ve doğa olaylarının da sıkça yer aldığı görülmektedir. En güzel örneği bir volkanik dağ olan Hasan Dağı’nın betimlenmesidir.

Kutsal yapılar içerisinde, bolca pişmiş kilden yapılmış Ana tanrıça heykelcikleri, kadın göğsü rölyeflerinin bulunmuş olması, Anadolu’da en eski Ana Tanrıça Kült merkezlerinden birinin Çatalhöyük olduğunu göstermektedir. Ana Tanrıça’nın, doğanın ve toprağın bereketini simgelediği düşünülmektedir. (ana tanrıça) Ana Tanrıça, bir kült heykeli olarak insan şeklinde betimlenmiştir. Hayvanlardan kendilerine aktarılan doğaüstü güçlere sahip olduklarına inanılmıştır.

Çatalhöyük tarihine bakıldığında, diğer neolitik yerleşimlerden farklı olarak gelişmiş bir sosyallik seviyesi, ilerlemiş bir sanat anlayışı ve sembolizm, klasik köy yerleşmesinin sınırları üzerine çıkarak kentleşme evresine geçiş yapan bir toplum görülmektedir.

Arkeolog Asena Özge YAŞAR