#
Göbeklitepe

İnsanlık tarihine, 12 bin yıl öncesine tutulan bir ışık, Göbeklitepe..  Arkeoloji bilim dünyasını ve tüm insanlığın geçmişine dair bilgilerimizi değiştiren, yeniden yazan, şekillendiren bu dünyanın en önemli yerlerinden biri olan Göbeklitepe, Şanlıurfa Merkezine 15 km uzaklıkta, Karaharabe (Örencik) köyünün 2,5 km kuzeydoğusunda yer almaktadır ve adını bölgede bulunan taş mezardan almaktadır. “Bereketli Hilal” olarak isimlendirilen yerin içerisinde bulunan Göbeklitepe, Yukarı Mezopotamya’da Türkiye’nin Güneydoğusunda, Fırat ve Dicle arasındaki bölgede yer almaktadır.

İlk kez 1963 yılında İstanbul ve Chicago Üniversitelerinin gerçekleştirdikleri yüzey araştırmasında keşfedilmiştir.  Daha sonra kazı çalışmalarına ilk kazı başkanı olan Klaus Schmidt (-2014) ile, 1978’den itibaren Güneydoğu Anadolu bölgesinde başlanmış ve günümüzde çalışmalar çeşitli ekipler ile devam ettirilmiştir. Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI) ile imzalanan protokolle, Gürcü Tepe ve Göbekli Tepe’yi kapsayan “Urfa Projesi” hayata geçirilmiştir. Göbeklitepe, 2018 yılında UNESCO Dünya Listesi’nde yerini almıştır. Göbeklitepe’nin, 2019 yılında Cumhurbaşkanlığı tarafından “Göbeklitepe Yılı” olarak ilan edilmesi, bölgenin tüm dünya tarafından daha çok ilgi çekmesine sebep olmuş, “Dinin doğduğu yer”, Tarihin sıfır noktası” gibi tanımlarla ön plana çıkartılmasına sebep olmuştur.

Kutsal bir merkez olduğu düşünülen dünyanın bilinen en eski kült yapılar topluluğu, Cilalı taş devrine tarihlenen, Nevali Çori, Karahan Tepe, Hamzan Tepe, Çatalhöyük ve Stoneage gibi coğrafyalarda bilinen “T” forumdaki payelerin bulunduğu yapıların en büyüğüdür.

Bu önemli merkezin, barınma amacı dışında özel sebeplerle inşa edildiği düşünülmektedir. 5 metreyi aşan T biçimli taşların, eski insanlar tarafından çok zor koşullarda ve imkânsız gibi görünün bir güçle yapılması son derece dikkat çekicidir.  Öyle ki, bu bölgenin keşfedilmesi Neolitik dönem ile ilgili düşünülen tüm tanımlama ve yaklaşımların temelini değiştirmiştir. Neolitik dönem ile başlayan tarım, hayvanların evcilleştirilmesi ve aile kavramının ortaya çıkması beraberinde dini getirmiştir. Göbeklitepe, en büyük arkeolojik keşiflerden biri olarak, akademik ve kültürel anlamda çok büyük ilgi görmüş, insanlık ve dinler tarihi açısından çok önemli bir konumda yer almıştır.

Dikdörtgen, kare, yuvarlak olmak üzere çeşitli tabakalar ve bölgelerden oluşan bu yerde, farklı dönemlerde inşalar mevcut olmakla birlikte, belli bir bölgenin yapılışından bin yıl sonra insan eliyle, toprak ve çakmaktaşı kullanılarak gömüldüğü düşünülmektedir. Mimari kalıntıların, dikilitaşların ve kabartmalı (hayvan ve bitki figürlerinin yer aldığı) taşların yer aldığı bu alanın neden gömüldüğü ise araştırılmaktadır.

Henüz avcı, toplayıcı olan insanlar tarafından yapılan bu yapılar, araştırmacıları şaşırtmakta, dönem insanının toplumsal yapısı, beslenme şekilleri konusunda ve yaşayışları ile ilgili merak uyandırmaktadır. Yapılar üzerinde yer alan, semboller, şekilleri işaretler ve tasvirler, anlamları açısından çok zengindir. Burada bulunan en büyük yapılar, aynı zamanda en eskileridir de. Bu alandaki yapıların ortak özelliği, T formundaki 10-12 adet dikilitaşın yuvarlak bir planda, aralarında taş duvarlar olacak şekilde örülmüş olmasıdır. 10 ile 30 metre arasında değişkenlik gösteren yuvarlak yapıların merkezinde T biçimli dikilitaş ve çevresinde de insanı sembolize ettiği düşünülen steller yer almaktadır. Yekpare taşlardan meydana gelen stellerin yükseklikleri 5 metre civarında ve değişkendir. Yaklaşık 50 ton civarında olan taşların, ocaklardan nasıl çıkarıldığı bilinmemektedir.

Göbeklitepe, sıradan mimari özellikler barındırmayan, insan düşünce ve duygularının bir yansıması, kültürün ve inancın bir temsili olarak kabul edilebilir. Dönem insanının, inanç sistemi, düşüncesi ve iletişim şekli konusunda bizlere önemli ipuçları veren bu yapılar, kireçtaşının kullanılması ile elde edilmiştir. Steller, üzerlerinde işlenmiş sembollerin ve tasvirlerin bulunması, bunların birer mesaj içerdiğini akla getirmektedir.

 

Arkeolog Asena Özge Yaşar